Nunu hafıza: O Tezgahların Güveniyle Bölüm 2: Saray Fırını
- nunu bakkal

- 24 Haz
- 2 dakikada okunur

Saray Fırını: Bir Antakya Fırınının Hafızası
nunu hafıza #2
Manavın hemen çaprazında bir fırın vardı: Saray Fırını.
İlk bölümde anneannemin alışveriş yaptığı manavı anlatmıştım. Şimdi sıra, onun tam karşısındaki o fırına geldi. Çünkü o sokak, sadece manavla değil; o fırının yaydığı kokuyla da hafızama kazındı.
Saray Fırını'nı düşününce aklıma ilk gelen şey, o sıcacık Antakya simidi ve taze ekmektir. Eve giderken oradan mutlaka ekmek alırdım. Ve hep, ama hep, bir tane fazla alırdım. Çünkü o fazla ekmek, eve varmadan yolda biterdi. Daha kapıdan çıkmadan, sıcacık kabuğundan bir parça koparmanın önüne geçemezdim.
O fırın bizim için sadece ekmek aldığımız bir yer değildi. Evde annem tepsiyi hazırlardı kimi zaman bir börek, kimi zaman başka bir şey ve biz o tepsiyi pişmesi için fırına götürürdük. Yani o fırın, bizim mutfağımızın bir uzantısıydı adeta. Evimizin fırını oraya aitti.
Bütün Mahalleyi Isıtan Bir Koku
Yolun üstünden her geçtiğimde, fırından harika kokular yayılırdı. O koku, bütün sokağı, bütün mahalleyi ısıtırdı. Bir fırına bu kadar yakın olmak; şehri tümüyle ısıtan, mis gibi kokutan ve insana "hiç aç kalmayacaksın" güvenini veren bir şeydi.
Eski Antakya'da fırınlar, sadece ekmek üreten yerler değildi. Onlar mahallenin buluşma noktası, komşuluğun kurulduğu, sıcaklığın paylaşıldığı ortak alanlardı. Saray Fırını da işte böyle bir yerdi.
Alışverişin Temelinde Para Değil, Güven Vardı
Ama belki de en kıymetlisi şuydu: Esnafla ilişki kurmayı, selam vermeyi, "kolay gelsin" demeyi ben o fırında öğrendim. Alışverişin temelinde para yoktu. Cebimde param olmasa bile oradan ekmek alabilirdim. Sonra bırakırdım borcumu, ya da bırakmazdım bu hiç önemli olmazdı. Önemli olan, o güvendi. O insani bağdı.
Şimdi düşünüyorum da, Saray Fırını bana sadece ekmek değil; bir mahallenin nasıl bir aile gibi yaşadığını öğretti. Alışverişin bir alışveriş olmaktan çıkıp bir dayanışmaya, bir komşuluğa dönüştüğü o anları...

Bir Fırından nunu bakkal'a
İşte nunu bakkal'ı kurarken kalbimde taşıdığım şey de tam olarak buydu. Alışverişin temelinde paranın değil, güvenin ve dayanışmanın olduğu o sokakları hatırlamak. O fırının kokusunu, o esnafın selamını, o "aç kalmayacaksın" hissini bugüne taşıyabilmek.
Çünkü unutmadığımız hiçbir şey, tamamen yok olmuş sayılmaz. O fırın belki artık eskisi gibi değil, ama kokusu hâlâ burada — bu satırlarda, bu bakkalda, bu hafızada.
Sıradaki nunu hafıza bölümünde, o sokağın bir başka köşesinde buluşmak üzere.



Yorumlar