Hasan Asker: Saray Caddesi'nin Üç Kuşaklık Oyuncakçısı
- nunu bakkal

- 4 Tem
- 2 dakikada okunur
nunu hafıza #3
Antakya'da bazı dükkânlar sadece alışveriş yapılan yerler değildi; bir mahallenin hafızasını, bir çocukluğun sevincini biriktiren adreslerdi. Saray Caddesi'ndeki Hasan Asker oyuncakçısı da işte böyle bir yerdi.
Bir Dükkâna Sığan Koca Bir Dünya
Saray Caddesi'nde küçücük bir oyuncakçı vardı: Hasan Asker.
Hasan Asker aslında bir kişinin değil, üç kuşağın adıydı. Dede, baba, oğul — aynı dükkânda, aynı sokakta, birbiri ardına. Annem kendi çocukluğundan beri Hasan Asker'i hep aynı yerde hatırlıyor. Yani bu dükkân, bir kuşağı değil; nesilleri büyüttü.
Dükkân o kadar küçüktü ki oyuncaklar içine sığmaz, dışarı taşardı. Kapının önü, vitrini, her köşesi bebeklerle, arabalarla, balonlarla dolup taşardı. Büyük bebekler, küçük bebekler, sulu gözlü olanlar, arabalar, toplar... "Ne ararsan bulursun" hissi vardı orada. Benim ilk oyuncaklarım hep oradan geldi.
Bir Çocuğun Gözünde Oyuncakçı Ne Demektir?
Çocukluğumun en sevdiğim dükkânıydı orası. Bir çocuğun gözünde bir oyuncakçının ne demek olduğunu bilir misiniz? Sadece oyuncak aldığınız bir yer değil; hayal kurduğunuz, "keşke şunu alabilsem" diye vitrine yapıştığınız, mutluluğun somut bir adrese dönüştüğü yerdir.
Eski Antakya'da esnaf, sadece ürün satan biri değildi. Mahallenin bir parçası, çocukların tanıdığı bir yüz, kuşaktan kuşağa aktarılan bir güvendi. Hasan Asker gibi dükkânlar, bir semtin kimliğini oluşturan taşlardı.
Üç Kuşağın Çocukluğunu Biriktiren Yer
Şimdi düşünüyorum da, Hasan Asker bir dükkândan çok daha fazlasıydı. Üç kuşak boyunca, Saray Caddesi'nden geçen her çocuğun hafızasına bir iz bıraktı. O dışarı taşan vitrinle, o "ne ararsan bulursun" hissiyle... bir mahallenin çocukluğunu biriktirdi.
İşte nunu bakkal'ı kurarken taşıdığım şeylerden biri de bu: Bir dükkânın sadece bir dükkân olmadığını bilmek. Kuşaktan kuşağa aktarılan, içine girdiğinizde size bir his, bir hatıra, bir sıcaklık bırakan yerlerin kıymetini.
Unutmadığımız Hiçbir Şey Yok Olmaz
Çünkü unutmadığımız hiçbir şey, tamamen yok olmuş sayılmaz. Hasan Asker'in o küçücük dükkânı belki artık eskisi gibi değil, ama üç kuşağın çocukluğunda hâlâ yaşıyor — ve işte bu satırlarda.
Antakya'nın hafızasını yaşatmak, bu şehrin sokaklarını, esnafını, kokularını ve sevinçlerini unutmamak; nunu hafıza serisini var eden şey tam olarak bu. Her bölümde, bir zamanlar bu şehri şehir yapan bir köşeyi hatırlıyoruz.
Peki ya siz? Antakya'nın hangi dükkânı sizin hafızanızda yaşıyor? Hangi köşede buluşmak istersiniz? Bize yazın — belki bir sonraki nunu hafıza, sizin hatırladığınız o yer olur. 🤍





Yorumlar